BİLİM VE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ

Doç. Dr. Kerem Cankoçak ile Türkiye’de Bilimin Geleceği Üzerine Söyleşi

İTÜ Fizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi, CERN’de araştırmalarda bulunmuş değerli bilim insanı Kerem Cankoçak ile Türkiye’de bilimin geleceği, teknoloji üretimi ve bilimsel kültür üzerine konuştuk.

Prof. Dr. Kerem Cankoçak Kimdir?

Prof. Dr. Kerem Cankoçak, 1961 yılında Ankara’da doğdu. 1982 yılında Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. Yükseköğrenimini Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde tamamladı. Daha sonra İsveç’te Stockholm Üniversitesi Fizik Bölümü’nde doktorasını yaptı. İsviçre’de CERN Laboratuvarı’nda çalıştı. Akademik kariyerine Ege Üniversitesi Fizik Bölümü’nde başladı.

Türkiye olarak teknolojik ilerlemenin neresindeyiz?

Türkiye olarak bu ilerlemenin oldukça gerisindeyiz. Teknoloji sadece “hadi bir şeyler icat edelim” demekle gelişmez. Felsefe, bilim, demokrasi ve insan hakları birlikte ilerlediğinde gerçek anlamda teknolojik gelişim ortaya çıkar. Türkiye ise bu alanlarda yeterli ilerlemeyi sağlayamadığı için teknolojide de geri kalıyor. Bunun temelinde tarihsel olarak yaşanan aydınlanma eksikliği ve bilimsel düşüncenin toplumda yeterince yer bulamaması yatıyor.

Teknolojik ilerleme sadece para getiren alanlarda mı gerçekleşiyor?

Hayır. Teknoloji bilimsel ilerlemenin bir sonucudur. Bilimsel devrimler toplumları dönüştürür, demokrasiye ve özgür düşünceye zemin hazırlar. Bu dönüşümlerin ardından teknolojik atılımlar gelir. Dolayısıyla teknoloji yalnızca ekonomik kazanç amacıyla değil, bilimsel merak ve düşünsel gelişimin doğal sonucu olarak ortaya çıkar. Bilim olmadan teknoloji üretmek mümkün değildir.

“İcat çıkarma” anlayışından çocuklarımızı nasıl kurtarabiliriz?

Bunun tek yolu bilimsel kültürü artırmaktır. Eğitim sisteminde dogmatik anlatımlar yerine bilimsel gerçeklerin öğretilmesi gerekir. Yüzyıllar boyunca toplumda tek referans dini anlatılar oldu. Bu nedenle yeni fikir üreten ya da sorgulayan insanlara “icat çıkarma” denildi. Bilimsel düşüncenin gelişebilmesi için laik ve çağdaş eğitimin güçlendirilmesi şarttır.

Bilimin hurafesi olur mu?

Bilimin hurafesi olmaz. Çünkü bilim kanıta dayanır ve yanlışlanabilir önermeler üretir. Bir teori yanlışlanabiliyorsa bilimsel kabul edilir. Örneğin evrim kuramı yeni bir bilimsel kanıtla çürütülebilir. Ancak dini hurafeler inanç temellidir ve kanıt gerektirmez. Bu nedenle bilim ile hurafe birbirinden tamamen farklıdır. Toplumların ilerlemesi için bilgiye ve kanıta dayalı düşünce sistemine ihtiyaç vardır.

Cumhuriyetin ilk yıllarıyla kıyaslandığında Türkiye’nin bugünkü durumu için umutlu olabilir miyiz?

Sadece Türkiye açısından bakıldığında geçmişe göre önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyleyebiliriz. Ancak dünya genelinde diğer ülkeler bilimsel ve teknolojik üretimde çok daha hızlı ilerledi. Türkiye ise bilimsel üretimde alt sıralarda yer almaya devam ediyor. Teknolojik üretimde ise büyük ölçüde montaj sanayi düzeyinde kalındığı ifade ediliyor.

Genç mucitlere ve proje üreten öğrencilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Bilim yalnızca ihtiyaçtan değil, meraktan doğar. “Nereden geldik?”, “Evren nasıl oluştu?” gibi temel sorular bilimsel düşüncenin çıkış noktasıdır. Eğer çocuklara küçük yaşlardan itibaren bilimsel merak yerine ezber ve dogmatik anlatılar verilirse, bilimsel üretim de gelişemez. Sadece proje üretmek yeterli değildir; toplumun demokrasi, insan hakları ve bilimsel düşünce alanlarında da gelişmesi gerekir.

Türkiye’de “bilim insanı durgunluğu” olduğunu söyleyebilir miyiz?

Kağıt üzerinde çok sayıda bilim insanı olsa da bilimsel kültürün yeterince gelişmediği bir ortamda üretkenlik azalıyor. Bilimsel düşüncenin gelişebilmesi için özgürlükçü eğitim, demokrasi, hukuk ve insan haklarının güçlenmesi gerekiyor. Toplum bilinçlenmeden ve bilimsel düşünce yaygınlaşmadan kalıcı bir bilimsel atılımın gerçekleşmesi zor görünüyor.

Prof. Dr. Kerem Cankoçak’ın Gençlere ve Türkiye’ye Tavsiyeleri

Bilim, felsefe ve teknolojinin birlikte gelişmesi gerektiğini unutmamak
Bilimsel düşünceyi küçük yaşlardan itibaren çocuklara aşılamak
Eğitim sisteminde dogmatik değil bilimsel bilgileri ön plana çıkarmak
Çocukların soru sormasını ve araştırmasını teşvik etmek
“İcat çıkarma” anlayışını toplumdan uzaklaştırmak
Bilimsel kültürü toplumun her kesiminde yaygınlaştırmak
Teknolojik gelişim için demokrasi ve insan haklarını güçlendirmek
Bilimi sadece proje üretmek olarak görmemek
Bilimsel merakı canlı tutmak
Laik ve çağdaş eğitimi desteklemek

Bilimsel üretim için özgür düşünce ortamı oluşturmak
Gençlerin ezber yerine sorgulayan bireyler olarak yetişmesini sağlamak

Röportaj: Fahri Sarrafoğlu
Kaynak: Gerçek Bilim

Yorum yapın