Fahri Sarrafoğlu

Değerli dostlar, bu satırların yazarı dahi her birimizin kızgın ve sinirli olduğu anlar olur. İşte tam bu anlardan birinde eğer çocuğumuz bazı şeyleri kırıp dökerse ne yaparız?…. Cevabı duymak bile istemiyorum…Ama önce isterseniz kendi başımdan geçen bir olayı anlatayım ondan sonra cevabı birlikte verelim…

Efendim geçen hafta Pazar günü ikiz kızlarıma bilgisayarda yazıları nasıl şifreleneceğini, kendi özel yazılarınızı nasıl şifre ile koruyabileceklerini anlatıyordum. Bu arada bilgisayarı başka adla kendilerinin de açabileceğini kullanım adları vererek gösterdim. Yani bilgisayarı açarken Babalarının kullandığı belgeleri kullanmayacaklar, kendi belgelerini oluşturacaklardı. Bunu da başarı ile yaptılar …Kendileri rahat çalışsın diye odadan çıktım ..Bir müddet sonra geldiğimde esas ŞOKU YAŞADIM… Nasıl olsa bizim ayrı ayrı bilgisayarımız oldu diye babalarının tüm belgelerini silmişler. Bir baktım 5-6 yıllık dosyalarım gitmiş. Üstelik 500 bin firma adres bankam vardı oda silinmiş…Şimdi sıkı durun siz olsaydınız bu durumda ne yapardınız?!

DSC00711S

Tamam tamam…Hemen cevabı biz verelim.. Hiçbirşey yapmadım sadece olayın ne kadar üzücü olduğunu anlattım ama fazla da suçlanmasınlar diye ESAS SUÇUN BABALARINDA olduğunu zira bu noktayı kendilerine anlatmadığım için sorumluluğun bana ait olduğunu ilettim…Vee şimdi bu satırları okuyan sizler umarım şöyle demiyorsunuzdur “..Hadi canım sende o kadar uğraş, canım belgelerini, dosyalarını çocuklar silsin ve sen onlara güler yüz göster, en ufak bir kızgınlık gösterme….” Evet dostlar aynen öyle oldu.  Neden mi? Çünkü biz çiçek değil çocuk yetiştiriyoruz da ondan…Bakın aşağıdaki hikayemiz sanırım bize biraz ibret verir..

        İbretlik bir hikaye daha

Olay 1988 yılında Londra’da İngilizce eğitim aldığım sırada geçiyor. Kapı komşum David’in beş ve yedi yaşında iki çocuğu var. Bir gün yedi yaşındaki oğlu Kelly’ye benzinle çalışan çalışan çim biçme makasıyla nasıl çim biçildiğini öğretiyordu. Makinayı çim üzerinde nasıl döndüreceğini öğretirken eşi Jan, David’I bir soru sormak için içeri çağırdı. David içeri girince, Kelly makinayı çalıştırdı ve çimlerin ortasındaki çiçek tarhına daldı. Çiçek tarhı bir anda mahvolmuştu. David döndüğünde gördüğü manzara karşısında çılgına döndü. Bütün komşuların çok beğendiği, emek emek kendi elleriyle yaptığı çiçek tarhı yoktu artık. David tam sesini  yükseltmeye başlamıştı ki, Jan dışarıya çıktı ve David’e ”David, çiçek değil, çocuk yetiştirdiğini unutma!” dedi. Jan bu sözleriyle bana ana baba olarak önceliklerimizin ne olduğunu çok güzel anımsattı. Çocukların kendileri ve benlik saygıları, kırabilecekleri ya da hasar verebilecekleri herhangi bir fiziksel nesneden çok daha önemlidir. Bir futbol topunun kırdığı bir cam, dikkat edilmediği için kırılan bir lamba ya da mutfakta elden kayıp, kırılan bir tabak zaten kırılmıştır. Çiçekler zaten ölmüştür. Verilen bu zararı, bir de ben çocuğumu inciterek, yaşam sevincini öldürerek iki katına çıkarmamalıyım.

27230fee4a60619ebdb6ad021ac3d484

Kısaca: Çocuklar bize emanet eee emanete nasıl davranmamız gerekiyorsa öyle davranalım..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website