Bu müzenin içinden tren geçiyor

Sirkeci Gar diye bilinen İstanbul Gar’ın içinde demiryolcuların ve İstanbulluların hatıralarıyla dolu butik müze 23 Eylül 2005 tarihinde beri hizmet veren müzede 300 adet kültür varlığı sergilenmektedir. Müze Pazar, Pazartesi ve bayram günleri dışında her gün açık olup, ücretsiz gezilebiliyor.

Hazırlayan: Fahri Sarrafoğlu
tren YOLU YAPILSIN DA İSTERSE SIRTIMDAN GEÇSİN”

Sirkeci’ye uzanan demiryolu Sultan Abdülaziz zamanında Almanlar tarafından yapılmıştı. Osmanlı bürokrasisinden bu demiryoluna itiraz gelmişti.‘Hünkârım ecdad sarayından demiryolu geçmesi doğru mudur’ diye. Abdülaziz’in yanıtı ise netti: ‘ Şimendifer hattı geçsinde isterse sırtımdan geçsin’ .Bu sözler Topkapı Sarayı’na pahalıya mal oldu. Saraya bağlı köşkler ki bunların içinde en ünlüsü olan idam mahkûmlarının üç gün süreyle tutulduğu Balıkhane Kasrı’da dâhil yıkıldı. Daha sonra gar binası yine Alman bir mimar tarafından eklektik bir üslupla 1890′da inşa edildi.

Müze Müdürü Ruhan Çelebi, müzenin açılması için yıllarca emek harcayarak böyle bir müzenin oluşumuna katkıda bulunmuş. Birçok eserin derlenmesinde emeği geçmiş biri. Müze ile ilgili olarak yaptığımız söyleşide, Çelebi, şunları söyledi:

Müzenin kuruluşu ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

İstanbul Gar’ın içinde ve küçük bir alanda ( 150 metrekare)kurulduğu için ağırlıklı olarak bu garın hikâyesi anlatılmıştır. İstanbul Gar efsane tren Orient Ekspres’in son durağıdır. Bu trene ait Wagon-Lits şirketine ait gümüş yemek takımları, 1977 deki son seferde yolculara verilen gümüş madalyon müzede dikkati çeken objeler arasındadır.

Müzenin kuruluş amacı hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Yarınların daha anlamlı olması için geçmişi unutmamak geçmişte yapılanları ve bugünlere gelinmesinde emeği geçen demiryolcuları anmak, gelecek kuşaklara bu hatıraları aktarmak müzemizin temel görevidir. İstanbul’un Avrupa kapısı SİRKECİ Gar ve Anadolu’ya açılan kapısı HAYDARPAŞA Gar’ın gelişen teknolojiye ve ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenerek merkez gar işlevlerini sürdürürken garlarda bulunan müzelerin de maziyi yaşatmaya devam edeceklerine inancım tamdır.

Müzede öne çıkan önemli eşyalar nelerdir?

Demiryolculuk özel bir meslektir. Kendine ait bir kültürü vardır. Bu kültürü anlatan fotoğraflar,             saatler, fenerler, çanlar, telefonlar, sobalar, tren plakaları, Cumhuriyet döneminde açılan hatların açılış albüm ve madalyaları, telgraf makineleri, maket trenler müze ziyaretçileri buluşmaktadır

Müze adeta bir anlamda Demiryolunun tarihi gibi yani arşiv özelliği de var sanırım?

Evet, bazı özel koleksiyonlarımız da var mesela, 1888-1890 yıllarına ait İstanbul-Selanik arasındaki istasyonların vaziyet planlarını gösteren orijinal albümler gibi. Yine emekli demiryolcu Hilmi Duman’a ait 1927-1950 arası demiryolculuğumuzun altın yıllarının belgelendiği albümler demiryolu tarihimizi anlatan önemli arşiv belgeleridir.

Müze’de ki tarihi olaylardan da kısaca bahsedebilir miyiz?

İstanbul Gar’ına ben hatıra defteri diyorum. Bundan dolayı hatıra defterindeki en önemli olaylardan biri de Sirkeci-Halkalı hattının Türkiye’de elektrikli trenişletmeciliğine ilk geçilen hat olmasıdır. Bu hatta 1955 yılında sefere başlayan banliyötrenlerinden birinin makinist bölümü müzenin içindedir. Özellikle çocuklara trensevgisi aşılamak, makinistlik tecrübesi yaşatmak için konulan bu bölüm yerli yabancı tüm ziyaretçilerin ilgi odağıdır.

Müze de Atatürk’le ilgili en önemli objemiz nedir?

20.9.1928 tarihli Atatürk’ün Ankara-Kayseri seyahatine ait Gazi Mustafa Kemal imzalı seyrüsefer cetveli müzemizin en değerli objelerindendir.

Müze açıldığından beri kaç kişi gezdi acaba?

Müzeyi açıldığı günden 2012 yılının sonuna kadar 253.855 i yabancı turist olmak üzere 429.048 kişi gezdi. Müzemizi gezenler arasında yabancı ülkelerin demiryollarının Genel Müdürleri, Uluslar arası demiryolu kuruluşlarının yöneticileri, sanatçılar, yazarlar bulunmaktadır ancak hepsinin ortak paydası trenleri çok sevmeleridir. Demiryolculuk özel bir meslektir dünyanın her yerindeki demiryolcular aynı dili konuşur. Bu dili bilen demiryolcular da demiryolu sevenler de saatlerce müzeyi gezerler, ayrılmak istemezler…


Müzemizin açık olduğu günler hakkında da bilgi alabilir miyiz?

İstanbul Demiryolu Müzesi Pazar, Pazartesi ve resmi tatil günleri dışında her gün açıktır. Ücretsizdir. Özellikle aileleri ile gelecek olanlar için çocuklara dönük etkinliklerimiz de var. Mini tren gibi onların zevkli bir hafta sonu geçireceğini ümit ediyoruz.

Müzeye tarihi öneme haiz eşya bağışlamak isteyen olursa bunları  da kabul ediyor musunuz?

Evet, bağış alıyorum… Örneğin Orient Ekspresin son madalyası Merkez bankası emekli yöneticilerinden Celil Ender’in hediyesidir. Hornby marka oyuncak trenSümerbank ve Ziraat bankalarında üst düzey görev yapmış merhum Mehmet Selman Kaptanoğlu’na aittir.Torunu Özlem Muradoğlu tarafından müzemize hediye edilmiştir.Sirkeci Karakolu’nun 1930 lu yıllara ait bayrağı akademisyen Ergin Tönük tarafından hediye edilmiştir.Şu aralar tahta bavul arıyoruz. Bu konuda bağış severlere de bir çağrıda bulunmak istiyoruz ki müzemiz bundan da eksik kalmasın.

İSTANBUL GAR’IN TARİHÇESİ

İstanbul’un Avrupa’ya açılan kapısı Sirkeci Gar’ının temeli 11 Şubat 1888 günü büyük bir törenle atıldı.03 Kasım 1890’da hizmete açılan görkemli gar binasının mimarı Alman mimar ve mühendis A.Jasmund’dur.Berlin Üniversitesi mezunu olan Jasmund şark mimarisi konusunda incelemeler yapmak üzere İstanbul’a gelmiş, Sultan II.Abdülhamit’in güvenini kazanarak sarayın danışman mimarı olmuştur.


Jasmund gar binasının projesi hazırlanırken özellikle bir nokta üzerinde durmuştu. İstanbul, batının bitip Doğu’nun başladığı yerdi. Birbaşka deyişle Doğu ile Batı’nın birleştiği noktaydı. Bu nedenle bina oryantalist bir üslupla hayata geçirilmeli, bölgesel ve ulusal biçim kalıplarına yer verilmeliydi. Bu üslubu yansıtmak için cephelerde tuğla bantlar kullanıldı. Sivri kemerli pencereler, ortaya ise Selçuklu dönemi taş kapılarını anımsatan geniş bir giriş kapısı yaptı. Vitraylar bu üslubu tamamlıyordu.

Binanın kaidesi granit, cephesi mermer ve Marsilya Arden’den getirilmiş taşlarla yapıldı. Bekleme salonlarına, Avusturya’dan getirilmiş büyük çini sobalar konuldu. Binanın aydınlatılması ise çeşitli yerlere konulan 300 havagazı feneriyle sağlandı.Sirkeci Garı’nın yapıldığı dönemdeki hali çok görkemliydi. Deniz binanın eteklerine kadar geliyor ve denize taraçalar halinde iniliyordu.

Orta girişin iki yanında saat kulesi, üç büyük lokanta, ayrıca binanın arkasında geniş bir bira bahçesi ve açık hava lokantası bulunmaktaydı. Gar’daki büyük lokanta ise binanın saat kulesi cephesindeydi. Lokantaya uzun mermer merdivenlerle çıkılıyordu.

Yedikule’de yapımına başlanan demiryolu Yenikapı’ya geldiği zaman hattın, Sarayburnu’na kadar uzanan Topkapı Sarayı  bahçesinden geçirilmesi konusu uzun tartışmalara yol açmış, Abdülaziz’in izniyle hat Sirkeci’ye ulaşmıştır. Sultan Abdülaziz demiryoluna verdiği önemi “Demiryolu geçsin de isterse sırtımdan geçsin” diyerek belirtmiştir.

 

Yorum yapın