Bu Çeşme İstanbul’daki Diğer Çeşmelerden Çok Ama Çok Farklı
Değerli dostlar, İstanbul’da Süleymaniye Camii’nin önündeki bu tarihi çeşme İstanbul’umuzda bulunan diğer çeşmelerden çok ama çok farklı. Farklılığı, hem mimarı açıdan hem de yapılma sebebi açısından… Çünkü çeşmenin mimari tarzına bakarsanız çadır biçiminde yapılmıştır. Peki neden çadır biçiminde yapılmış, neden diğer çeşmeler gibi bu çeşmenin de dört yüzünde su akmıyor da sadece bir yüzünde su akıyor? Hepsinden önemlisi bu çeşmenin adı ne? Mimar Sinan bu çeşmeyi neden yapmış?

Haydi hep beraber okuyalım.
Hazırlayan: Fahri Sarrafoğlu


Çeşmenin yapılış hikayesine değinmeden önce Süleymaniye Camii’ni yaptıran Cihan Padişahı Muhteşem Kanuni Sultan  Süleyman’nın daha temel atılmadan vermiş olduğu fermana dikkat edelim. Fermanda şöyle deniyordu: “Sakın camide çalışan kullarımın yevmiyesi geciktirilmeye, günlük olarak verile.” Sultan Süleyman’ın Süleymaniye Camii’nin mimarı Mimar Sinan’a gönderdiği fermanda “…Aman dikkat idesüz! Cami hayrında çalışan kullarımın hakları alnının teri kurumadan verile! Hesaplar dikkat yapılıp, hesap hatası yapılmaya!” İşte bu fermana kulak veren Mimar Sinan cami inşaatında çalışanların yevmiyelerini önceden yaptığının aksine haftalık olarak değil günlük olarak vermeye başladı. Bunun için de Caminin avlusuna bir çadır kuruldu, bu çadırın adı “Hesap Çadırı” olarak bilinirdi. Yani herkes işi bitince bu çadıra gelir, buradan yevmiyesini alır giderdi. Neden günlük diye sorarsanız, çalışanın alnının teri kurumadan verilmeliydi de ondan. İkinci olarak da belki aynı işçi yarın sabah gelemeyebilir, hakkı zayi olmasın diye…

ÇADIR AYNI ZAMANDA SENDİKA GÖREVİNİ DE GÖRÜYORDU
Usta mimar, Sinan, bu çadırı sadece yevmiye dağıtmak için değil aynı zamanda bir sendika gibi de kullanarak, işçilerle ustalar arasındaki meseleleri de burada çoğu zaman bizzat kendisi çözüyordu. Öyle ki tebdîl-i kıyafet gezen Sultan Süleyman, bazılarına da kendisi şahit olmuş ve “Şükürler olsun ki cami yapılırken hiçbir kulun hakkına girilmiyor” diyerek Sinan’ı övmüştür. Çadıra gelen işçilerin, ustaların ayrı ayrı meseleleri veya varsa şikâyetleri   dinlenir, dinlendikten sonra hemen cevap verilmez, bir gün sonra tekrar çağrılırdı. Bunun sebebi ise ola ki sinirden söylenmiş sözler olur, siniri geçer şikâyetini geri alır veya ertesi güne kadar şikâyet edenin şikâyeti giderilirdi. İşte onun için bu hesap çadırı halk arasında o kadar meşhur olmuştur ki, halktan birçok kişi de buraya giderek kendi mahallindeki birçok sıkıntılarını burada dile getirmeye çalışmışlardır.

HESAP ÇADIRI HESAP ÇEŞMESİ OLDU
Süleymaniye Camii tamamlanmaya yakın, Tiryaki Çarşısı’nın baş tarafında bulunan yere Mimar Sinan bu hatırayı yaşatmak hem de daha sonra geleceklere bir ibret vesikası olmak üzere bir çeşme yaptırmayı düşünür. Bu çeşmeye  (Hesap Çeşmesi) ve (Çadır Çeşme) de denilmektedir. Hesap Çeşmesi denilmesinin sebebi, külliye’nin yapılması sırasında burada yüksekçe bir yere çıkan Mimar Sinan’nın belirli zamanlarda yanında çalıştırdığı ustalara yevmiyelerini dağıtmış olmasıdır. “Çadır Çeşme” denilmesinin sebebi ise zamanında çeşmenin yerinde Çadır olup, yevmiyeler buradan günlük olarak dağıtıldığından çeşmenin kulağı çadır şeklinde yapılmıştır.  Küfedeki taşından dört yüzlü olarak yapılan çeşmenin köşeleri kesiktir. Bu kesintiden ortaya çıkan kenarlar başlıklı düz sütunlar halindedir. Sütunların başlıkları hizasından hafif çıkıntılı bir korniş çeşmeyi çevirmektedir. Barok üslubun hakim olduğu olan bu yassı payeler cepheleri hareketlendirmektedir. Duvarlar sade ve süslemesizdir. Çeşmenin yalnız bir cephesine ayna taşı konulmuştur. Bu yüzde korniş ile yapının kurşunla kaplı sivri külahının ikinci korniş arasındaki boşluğa su ve çeşmeyi öven ayetler celi sülüs hatla yerleştirilmiştir.
MAHALLE ÇEŞMELERİ DERT DİNLEME ÇEŞMELERİ OLUYOR
Mimar Sinan’ın yaptırdığı bu çeşmeden sonra daha sonraki hayır sahipleri de yaptırdıkları çeşmelerin böyle olmasını istedikleri için çeşmenin bir yerine “Çadır” resmi ya da çadır figürü koyarak, ahalinin burada derdini söylemesini, en azından içini boşaltmasını, suyun akıp gitmesi gibi sıkıntılarının da burada akıp gitmesini ümit ederek, bu şekilde çeşmeler yaptırılmıştır. Rivayet odur ki bir zamanlar İstanbul’da bu çeşmelerden epey miktarda vardı…

Fotoğraf için Mustafa Çambaz’a teşekkürler…

Foto: Mustafa Cambaz

Foto: Mustafa Cambaz