Malezya’nın kentlerinden uzak bir bölgesinde henüz tekerleğin bile bilinmediği bir köy bulunur. Bu köyde yaşayan kabilenin reisi o dönemde çok hızlı gelişen, fazla da uzak olmayan komşu ülke Singapur’a götürülür. Giderken uçağa bindirilir. Yüksek apartmanlara asansörle çıkarılır. Yürüyen merdivenlere bindirilir.

images

Kısaca şehir yaşamında kullanılan tüm modern araçlar gösterilir. Köyüne döndüğünde yaşadığı kulübenin içine gizli kamera yerleştirilir. Bu şekilde gördükleri içerisinden hangilerini kabilesine anlatacağı test edilmek istenir.

Araştırmanın ana konusu budur. Bir insan ilk defa gittiği ve gördüğü bir şehirden ilk neyi anlatacak, neyden etkilenecek… Kabile reisi, etrafına topladığı halkına, hararetle on kişinin taşıyabileceği kadar muz taşıyan bir adamı anlatır… Ne uçaklar dikkatini çekmiştir Reis’in, ne de asansörler, yürüyen merdivenler… Sadece yolda giderken gördüğü iki lastik tekerlek üzerinde on kişinin taşıyacağı kadar muz taşıyabilen seyyar satıcıdan etkilenmiştir.

1

Çünkü onun kavram dağarcığında var olan, düşünce dünyasını meşgul eden ve halkıyla hemen paylaşabileceği ortak nokta geçimlerini sağlamada önemli olan muz üreticiliğidir.

 

Değişime ayak uydurmak, teknolojiyi kullanmak mümkündür ama teknolojinin ve değişimin geleneğe de uygun olması önemlidir. Değişimin kitleler tarafından kabul görmesi için uygulanabilir olması gerekir. Reis orada uçağı anlatsaydı kabilesi anlayamayacak her biri kafasında uçağa ayrı bir anlam yükleyecekti. Ama Reis, halkına anlattığında işlerine yaramayacak olandan değil kullanılabilen ve faydalı olandan başladı. Böylece hem kabilesi üzerindeki otoritesini arttırdı hem de onları düşündüğünü gösterdi. Aynı zamanda kabilesine gelirken iki tekerlek getirerek bunların uygulanabilirliğini ispatladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website