Osmanlı onu hep affetti çünkü “hem akıllı hem zeki” bir devlet adamıydı.

Değerli dostlar, Vezneciler Metro’sunun hemen karşısında ve İETT Vezneciler durağının hemen yanında bir türbe var. Şu anda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin girişinde bir türbe var. Kuyucu Murat Paşa medresesinin yanına 1611 yılında inşa edilmiştir. Türbede Kuyucu Murat Paşa’dan başka Cağaloğlu Sinan Paşazade Mahmut Paşa (1642) ve Abaza Mehmet Paşa’nın (1638) mezarlarının yanı sıra üç ahşap sanduka ile bir de çocuk lahdi bulunmaktadır. Bizim anlatacağımız kişi ise Abaza Mehmet Paşa. Kim bu paşa, ve neden sık sık Osmanlı’ya isyan ettiği halde Osmanlı onu idam etmemiş ve tam tersi tekrar devlette görev almasını sağlamıştır? Paşa’nın zekası, Osmanlı’ya nasıl büyük hizmetler etmişti.

İşte detaylar:

İSYANLARLA GEÇEN HAYATI
Abaza Mehmet Paşa (1576-1634) Osmanlı veziri, valisi, devlet adamı, kumandanı ve aynı zamanda isyancı lideriydi. Celali isyanları diğer birçok liderleri gibi hem Osmanlı Devleti’nin yüksek kademelerinde görev aldı, hem de Osmanlı Devleti’ne karşı bayrak açtı. İlk defa Sultan İkinci Osman’ın öldürülmesinin intikamını yeniçerilerden almak bahanesiyle isyan eden Erzurum beylerbeyidir. Daha sonra üç kez daha isyan etti. Üzerine gönderilen merkezi kuvvetlerin bazılarını mağlup etmeyi başardı. Ancak karşıdaki kuvvetler üstün olduğu vakit Safevi Şahı Şah Abbas’a müracaat etmekten kaçınmadı. En son 1628 de isyanı Hüsrev Paşa tarafından bastırıldı ve teslim olan Abaza Mehmet Paşa önce İstanbul’a padişahın yanına gönderildi. Orada ikbal görerek Bosna Beylerbeyliğine atandı. 1634 te IV. Murad ile muhabbetini kıskanan bazı devlet adamlarının dedikoduları neticesinde idam edildi.

KÖLE İKEN VEZİR OLDU
Abaza asıllı ve köle kökenli bir devlet adamı olan Abaza Mehmed Paşa Halep valisi Canbulatoğlu Ali Paşa’nın hazinedarı olarak kariyerine başladı. Canbulatoğlu ailesi Halep’in nesilden nesile geçen valileriydi. Abaza Mehmed Paşa, Canbulatoğlu Ali Paşa’nın başlattığı Celali isyanlarında onun yanında yer aldı. 1607 yılında Canbulatoğlu’nun Amik ovasında Osmanlı sadrazamı Kuyucu Murat Paşa ‘nın ordularına yenilmesi sonucu esir düştü. Yeniçeri ağası Halil Paşa’nın araya girmesi sonucu ölümden kurtuldu ve bundan sonra Halil Paşa’nın himayesinde Osmanlı hizmetine girdi.

Halil Paşa Osmanlı hanedanından bir kızla evlenerek Damat Halil Paşa oldu. Kaptan-ı Derya tayin edilince Abaza Mehmed Paşa’yı Derya Beyi yaptı. Abaza Mehmed Paşa Silahtarlık, Halep ve Maraş valiliği yaparak Osmanlı Devleti kademelerinde yükseldi. Osmanlı-İran Savaşları sırasında Erzurum valisiydi. 1617 yılında Damat Halil Paşa sadrazamlığa getirldi ve Serdar-ı Ekrem sıfatıyla İran’a giderken Abaza Mehmed Paşa’yı da beraberinde götürdü.

İLK VAK-I HAYRİYE’Yİ BAŞLATAN
İkinci Mahmut tarafından 16 Haziran 1826 ortadan kaldırılan Yeniçeri Ocağı’na ilk darbeyi aslında Abaza Mehmet Paşa vurmuştur. İran’la yapılan savaşlar Doğu Anadolu’da halk arasında büyük sancılara neden olmuştu. Örneğin Erzurum’da Osmanlı-İran Savaşları dolayısıyla çok sayıda yeniçeri bulunuyordu. Savaşlar sırasında çok sıkıntıya düşmüş olan Erzurum halkı ile halka kötü davranan yeniçeriler arasında büyük bir anlaşmazlık ortaya çıkmıştı. Bu arada Osmanlı padişahı Genç Osman yeniçeriler tarafından tahttan indirilmiş ve acımasızca öldürülmüştü. Bu olaylar sonucu Abaza Mehmed Paşa yeniçeri ocaklarının kaldırılması gerektiği sonucuna vardı. O yüzden 1624 yılında kendi valilik bölgesindeki birçok yeniçeriyi yakalatıp öldürterek bir Celali isyanı başlattı. Abaza Mehmet Paşa kendi bölgesindeki yeniçerileri öldürtmekle kalmayıp yeniçerileri tamamen ortadan kaldırmak amacıyla ordusuyla İstanbul’a doğru yola çıktı. Halktan vergi topladı. Otuz bin kişilik bir kuvvetle Sivas’ı ele geçirdi. Ankara’yı kuşattı. Bursa’yı da kuşattı ama alamadı. Niğde’ye geri çekildi. Bu yenilgilere rağmen uzun bir süre boyunca Erzurum’u yeniçerilere ve Osmanlı Devleti’ne karşı bir ayaklanma merkezi haline getirmeyi başardı. 15 Ekim-25 Kasım 1627 tarihleri arasında eski patronu Damat Halil Paşa’nın komutasındaki bir ordu Erzurum kalesini kuşattı ama Abaza Mehmed Paşa’nın komutasındaki direnişi kıramayarak geri çekildi. Ertesi yıl 6 Eylül 1628 tarihinde IV. Murat’ın yeni sadrazamı Gazi Ekrem Hüsrev Paşa’nın komutasındaki ordu tekrar Erzurum kalesini kuşattı. 14 gün süren bir kuşatma sonunda Abaza Mehmet Paşa’nın Erzurum’daki direnişini kırarak Erzurum’un kontrolünü ele geçirmeyi başarabildi.

ZEKASI VE CESARETİ İLE PADİŞAHIN AFFINA UĞRADI
Abaza Mehmed Paşa yenildikten sonra İstanbul’a getirildi. İdam edilmesi beklenirken tam tersine zekası ve cesaretinden etkilenen IV. Murat tarafından affedildi ve 22 Eylül 1628 tarihinde Bosna beylerbeyliğine atandı. 1633 yılında IV. Murat Abaza Mehmed Paşa’ya antlaşma koşullarına uymayan Lehistan’a girmesini emretti. Vidin’de Kırım, Eflak ve Boğdan’dan gelen birliklerle buluşan Abaza Mehmed Paşa Lehistan’a girdi. Abaza Mehmed Paşa’nın Lehistan’dan çok miktarda esir ve ganimet alarak geri dönmesi üzerine Lehistan elçisi Trebzinski barış istedi. Yıllık vergi ödemek ve Dinyester nehri üzerindeki kaleleri yıkma koşuluyla Osmanlılar bu barış isteğini kabul ettiler.

RÜŞVET ALMASI CANINDAN ETTİ
Lehistan tekrar antlaşma hükümlerine uymayınca 15 Nisan 1634 tarihinde IV. Murat bizzat ordularının başına geçerek Lehistan’a hareket etti. Abaza Mehmet Paşa artık padişahın en yakın çevresine girmiş ve bu seferde padişahın hemen yanında yer almıştı. 27 Nisan 1634 tarihinde ordular Edirne’ye vardığında Lehistan tekrar barışa razı oldu. IV. Murat İstanbul’a geri döndü. IV. Murat Abaza Mehmet Paşa’nın cesaretini ve kahramanlığını çok beğenmekle birlikte her zaman için bir ayaklanma çıkaracağından kuşkulanıyordu. Rum ve Ermeniler arasında çıkan bir anlaşmazlıkta, Abaza Mehmet Paşa’nın Ermenilerden rüşvet alarak onlara çıkar sağladığı gerekçesiyle 1634 yılında idam edildi. Kuyucu Murat Paşa türbesine gömüldü.

ÇOK ÖZEL BİR GİYİM TARZI VARDI
Abaza Mehmet Paşa kendisine has giyimiyle ilgi toplardı.(Abaza kesimi “Çerkeska”) Giyimi diğer Osmanlı Devlet adamları ve hatta padişah tarafından taklit edilmişti.

Türbe kesme taş ve tuğladan örülmüş kare planlı bir yapıdır. Üzeri düz bir çatı ile örtülmüştür. Altlı üstlü iki sıra halindeki pencereler ile aydınlatılmıştır. Bu pencereler alt sırada dikdörtgen, mermer söveli ve sivri mermer alınlıklıdır. Üst sıradaki pencereler ise kaş kemerlidir. Türbeye güney cephesindeki revaklı bir kapıdan girilmektedir. Buradaki revakın üzerine “Allah’ın selamı üzerinize olsun, iyi insanlar olduğunuz için Cennete girin ve orada kalın” anlamında bir yazı yazılmıştır. Ayrıca kapının üzerinde celi-sülüs yazı ile mermer zemine Zümer suresinin 73. ayeti yazılmıştır. Türbenin içerisi son derece sade olup, bezeme elemanına rastlanmamaktadır.

 

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Abaza_Mehmed_Pa%C5%9Fa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website