Osmanlı’da halkın protesto ettiği cami hangisi

İstanbul’da mimari açıdan harika bir cami var. Hele hele ‘mihrabı” çok güzeldir. Zarif ve kibardır. Kenarlarındaki çinileri çok güzel ve eşsiz bir güzelliğe sahiptir. Evliya Çelebi bu Camii için şunları söylemiştir: “Camilerin en güzelidir ki İrem bağı içinde iki tarafı yıl (yol) ve pek parlaktır. Osmanlı ülkesinde olan vezir camileri içinde bundan nurlusu yoktur. Minberi, mihrabı, müezzin mahvelleri ince sütunları Sinop kalasındaki minberden başkasında görmedim.’ Ama bu caminin özelliği Mimar Sinan’ın eseri olmasına rağmen maalesef yapıldığı dönemde yaklaşık 5 yıl boyunca halk bu camiye namaz kılmak için gitmemiştir.  Niye gitmedi derseniz, işte hikâyesi biraz hüzünlü. İşte detayları:

unnamed-2

MİMAR SİNANIN PEK DE GÖNÜLLÜ YAPMADIĞI CAMİ
Zal Mahmud Paşa Camii İstanbul’un Eyüp ilçesinde Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri Zal Mahmut’un Mimar Sinan’a yaptırdığı cami, medrese, türbe, çeşmeden meydana gelen bir külliyedir. Caminin içinde üç yanda dörder sütunlu düz tavanlı revaklar vardır. Son cemaat yeri beş açıklı bir revaktır ve yanlar kubbelidir. Duvarlar taş ve tuğladır. Dış görünümü camiye kırmızı beyaz bir hava kazandırmıştır. Minare sağda yapıya bitişiktir. Duvar pencereleri iki sıradır. Evet, cami güzel olmaya güzel ama camiyi yaptıran Zal Mahmut Paşa, halk arasında pek de sevilen bir tip değildi.

ŞEHZADE MUSTAFANIN ÖLDÜRÜLMESİNE YARDIM ETTİ
Zal Mahmut Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük oğlu Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi trajedisinde önemli rol oynadı. Tarihçilerin anlatımlarına göre; ”Kanuni Sultan Süleyman oğlu Şehzade Mustafa’yı çadırında kabul edeceğini haber verdi. Şehzade Mustafa uzun süredir görüşmediği babasının huzuruna çıkmak ümidiyle girdiği çadırda, yedi dilsiz celladın saldırısına uğradı. Kendisini boğmak için üzerine saldıran cellatlara karşı koyan Şehzade Mustafa bir taraftan da babasını yardıma çağırdı. Çadıra giren Kapıcıbaşı Mahmut Ağa, Şehzade Mustafa’yı arkasından kavrayarak boyunduruk vurdu. Zal Mahmut Ağa, Şehzade Mustafa’nın dilsizler tarafından boynuna kement atılarak boğulmasına yardım etti. Kanuni Sultan Süleyman’ın ardından tahta çıkan 2. Selim, Zal Mahmut Ağa’yı hizmetinin karşılığı olarak paşalığa yükseltti, vezirliğe getirdi. Zal Mahmut Paşa, Sultan 2. Selim’in kızı Şah Sultan ile evlendi. Zal Mahmut Paşa’nın bu evlilikten ismi tespit edilemeyen bir kızı ile oğlu Köse Hüsrev Paşa dünyaya geldi.

1580 yılında 50 yaşındayken hayatını kaybeden Zal Mahmut Paşa, aynı yıl vefat eden eşi Şah Sultan ile birlikte inşa ettirdiği külliyeye defnedildi.

VE HALK CAMİDE NAMAZ KILMIYOR
Şehzade Mustafa’yı çok seven İstanbul halkı, Zal Mahmut Paşa’nın camiyi yaptırmasına rağmen camide uzun yıllar namaz kılmamıştır. Hatta Zal Mahmut Paşa’nın babasının da oğlu için yaptığı bedduası vardır. Caminin hamisi konumundaki Zal Mahmud Paşa’nın 1553 yılında boğdurulan Şehzade Mustafa’nın katlindeki dahlinden ötürü kamuoyunda duyulan derin üzüntü, babasını da etkiledi ve şöyle beddua etti: “‘Sen ki Mustafa’nın katilisin, o caminin kapısından adımımı atmam. Dilerim ki camin olsun ama cemaatin asla olmasın’ diye beddua etmiş.

CAMİNİN ÖZELLİKLERİ
İç avlu, son cemaat yeriyle birlikte 17 sütun ve 15 kubbe ile çevrilidir. Ortada 8 sütunlu şadırvanı vardır. Caminin yapıya bitişik tek minaresi kalın gövdeli ve tek şerefelidir. Abdullah Kuran’ın bildirdiğine göre “Cami minaresi XVI. yüzyıla ait olmayıp 1894 depreminde yıkılan orijinal minarenin yerine bu tarihten sonra yapılmıştır.” Caminin duvarları taş ve tuğla karışımıdır. Cami büyük bir kubbe ile örtülüdür. Mihrabın çevresi devrine ait İznik çinileriyle kuşatılmıştır. Çinilerin desen ve teknik kalitesi üst seviyededir. Minberinin itinalı taş işçiliği Evliya Çelebi’nin övgüsünün yerinde olduğunu göstermektedir. Yan duvarlarda sık aralıklarla verilen iki sıra pencere açıklıklar, Mimar Sinan’ın diğer eserlerinde görülmemiş bir üslup olarak değerlendirilir.

Yorum yapın