YAZICIOĞLU VE OLGUNLAŞAN TÜRKİYE

Geçtiğimiz hafta hareketli bir hafta yaşadık. Türkiye bir taraftan heyecanlı bir şekilde yerel seçimlere hazırlanırken BBP Genel Başkanı Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının bindiği helikopterin düşmesiyle heyecanın yerini birden sükûnet kapladı. Hemen hemen tüm partiler mitinglerini iptal ederek ortamın gerilmemesi için elinden geleni yaptılar. Bu arada genel başkan yetkilileri yaptıkları açıklamalarda gerçekten örnek bir davranış sergilediler. Özellikle helikopter kazasını siyasi malzeme yapıp ülkede karışıklık çıkarmak isteyenlere geçtiğimiz hafta yaşanan bu ortamdan adeta şok oldular…
Evet, değerli okurlar malum odaklar tam tersi bir bekleyiş içerisindeydiler hatta konuyu daha da abartıp seçimlerin iptalini dahi gündeme getirmek istiyorlardı ki şükürler olsun taşkınlığın yerini olgunluğun almasıyla büyük faciadan dönülmüş oldu…İşte , görülmek istenen Türkiye bu…O helikopterde Merhum Yazıcıoğlu değil de DTP Genel Başkanı Sayın Türk olsaydı ya da başka bir partinin genel başkanı da olsaydı inanıyorum ki sayın parti genel başkanları aynı olgunluğu göstereceklerdir. Türkiye artık kısır çekişmelerin olduğu sen-ben kavgasının yerini birbirini dinleyen bir topluma doğru gidiyor.
Çok sevdiğim Hocam’dan dinlediğim küçük bir anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum. Hocam diyor ki: “Cami çıkışında 25 yıllık hakimlik yapmış bir kardeşimizle karşılaştım. Kendisiyle hoş sohbetten sonra şöyle dedi…25 yıllık hakimliğim döneminde genelde boşanma davalarına baktım ve 25 yıllı süre içerisinde hep şu dört ilkeyi takip ettim ve bu 4 ilkeyi tavsiye ettim… Nedir bunlar? Konuşmak-dinlemek-anlamak uygulamak. Eğer aileden başlayarak bu dört ilkeye sadık kalınırsa toplumda İLETİŞİM KAZASI olmadığı gibi isterseniz en uç kutuplarda olun aynı toplumda yan yana rahat rahat yaşabilirsiniz. Ama başta aile olmak üzere eşler birbirini dinlemiyor, konuşmuyor, anlamıyor ve uygulamada olmuyor “

Biraz açalım isterseniz… Bu dört ilkeyi. Bizim sıkıntımız nedir. Konuşmuyoruz. Düşünün 5 saatlik Ankara yolculuğunda yan yana gidiyoruz ama tek kelime sadece merhaba, iyi yolculuklar demek… Sonra dinlemiyoruz. Karşımızdaki konuşuyor ama bizim için sanki sadece ağzını açıp kapatıyor hal böyle olunca da anlamıyoruz hı hı diye geçiştiriyoruz. Anlamadığımız içinde uygulama yapmıyoruz…

Eğer Türkiye konuşabilseydi 60 ihtilali olmazdı, 12 Eylül olmazdı, 28 Şubat olmazdı. Herkes benim dediğim olacak dediği için toplumsal karışıklıklar çıkıyor. Yani konuşmuyoruz. Yahu gelin bizim sıkıntımız nedir? Neden ben sana katlanamıyorum, gözünün üstünde kaşın var ama konuşabiliriz, seni dinleyebilirim, anlaşabiliriz ortak noktada buluşup uygulayabiliriz, diyemediğimiz için Türkiye MAALESEF GERİ KALDI. Hem de şu an bulunduğumuz yerden daha ilerde olmamız gerekirken gerilerden geliyoruz. İnşallah Merhum Yazıcıoğlu’nun vefatı hayra vesile olur partisinin adı gibi BİRLİK içerisinde bir Türkiye oluşur.

Dört ilkeyi tekrar ederek yazımı tamamlamak istiyorum. Konuşmak-dinlemek-anlamak-uygulamak. Toplumsal barışın, anlaşmanın işte önemli dört ilkesi

 

Yorum yapın