Yazan: Fahri Sarrafoğlu

Kapalıçarşı’ya girdiğiniz zaman Çuhacı Han Kapısı’na doğru, bir gürültü duyarsanız.  Şöyle bağırırlar, dolar alırım, altın alırım, altın satarım, dolarla değişirim… Evet, sabah 10’dan başlar akşam 5’e kadar bu kalabalık bazen artar, bazen azalır. Ama sesler hep devam eder. Dolar alırım, altın satarım, dolar satarım, altın alırım…

Kapalıçarşı’nın ayaklı borsası yıllardır aynı yerinde durur. Sokağın bir kısmında altın alışverişi yapılır, hemen yanındaki diğer sokakta ise döviz ağırlıklı olarak da dolar alınır-satılır.  Orada çalışanlar Kapalıçarşı’da faaliyet gösteren iş yeri sahiplerinin elemanlarıdır. Kar demeden, yağmur demeden, kış demeden yaz demeden oraya gelirler. Üstleri açık bazen ıslanırlar, bazen ayakları donar, bazen terlerler ama hepsinin ortak bir heyecanı vardır. Altın ve döviz fiyatlarını iyi takip etmek, oluşacak borsa fiyatı ile iyi bir alım ya da satım yapmak.

 

1426876364739

İşte hikâyemiz de burada başlıyor. Kapalıçarşı’nın “Ayaklı borsa” denilen bu yerine ilk defa gelen gönül erlerinden, Allah dostu bir zat uzun uzun burada olup bitenleri izlemeye başlar. İzledikçe de şaşırır. Adeta ayakta kitlenip kalmıştır. İnsanlar daracık bir alanda birden geliyorlar, bağırıyorlar, çağırıyorlar bir şeyler alıp satıyorlar, sonra tekrar dağılıyorlar. Sonra tekrar toplanıyorlar. Allah Allah der, şaşırır. Bir anlam veremez ve orada elinde telsiz telefonla kenarda oturan bir gence sorar:

Evladım merakımı mazur görürsen bir soru soracağım.

Buyur amca sor der genç, gülen bir yüzle, aslında ne soracağını az çok biliyordur, çünkü birçok insan burada aslında ne olup bittiğini öğrenmek isterler.   Yaşlı adam,  vakur duruşu ile onun beklediği soruyu değil şu soruyu sorar

-Evladım burada “siz,  siz misiniz?  “ “Sizin, siz olmadığınızın farkında mısınız?

-Genç böyle bir soru beklemiyordu, şaşırmıştı. Bu soru karşısında hızlı bir şekilde yaptığı iş zihninden geçti. Yaklaşık 5 yıldır burada çalışıyordu. Sabahın erken saatinde gelir, akşama kadar sokakta altın ve döviz işini takip ederdi.  Döviz büfesi sahiplerine spot fiyatlarını bildiriyor. Ayaküstü altın ve döviz borsacılığı yapıyordu. Bir nevi aracı, ya da teknik tabirle broker ve dealer görevini yapıyordu. Kapalıçarşı’da “altıncılar sokak” ile “varakçılar sokak “ arasında gidip geliyordu.  Evet, aslında resmi olarak Altın Borsası vardı ama burası yıllardır bu şekilde çalışıyordu… Genç borsacı hemen toparladı kendini ve adamın aslında bir mesaj vermek istediğini hissederek sustu.

-Evladım görüyorum ki burada sadece altın ya da dolar alınıp satılmıyor.  Deminden beri bakıyorum herkes sanki kendinden geçmiş şekilde çalışıyorlar. Kendilerini kaybetmişler sanki. Siz, kendinizin siz olduğunuzun farkında mısınız? Yemek yiyorsunuz ama kulağınız telefonda, çay içiyorsunuz ama içilen çayların, çoğu yarım tam içip bitirmeden hemen bir o sokağa bir bu sokağa. Ne içtiğinizden keyif alıyorsunuz, ne yediğinizden. Ne de yaşadığınızdan.  Hâlbuki Allah bizi buraya tekâmül edelim, kendimizi keşfedelim, Allah’a ulaşın, Rabbinizi bilin diye gönderdi. Yaratılış gayemiz bu bizim. Duhan Suresinde Allah,  Rabbinin nimetini anlat da anlat, diyor, yani Rabbimiz bize verdiği nimetleri üzerimizde görmek ister. Yemek yerken de çay içerken de yürürken de otururken de hem bir zevk-i selim ile hareket etmeliyiz, haldur değil. Allah’ın bize verdiği nimetleri göstermemiz ona olan bir saygı ve ibadettir. Aynı zamanda ona bir şükrandır, şükürdür.  Acele  ile yenen yemek, acele ile yaşanmış bir ömür bizi dünyaya esir hale getirir. Adeta gözü bağlı bir şekilde hep aynı yönde dönen ama yürüdüğünü zanneden attan bir farkımız olmaz.

Yaşlı adamın sözlerini söyleyip, oradan ayrıldı. Ayaklı borsada çalışan genç  adama aslında çok önemli bir mesaj vermişti. Evet, dünyanda çalışacağız, para da kazanacağız ama kendimize de saygı duyarak. Bizim biz olduğumuzun da farkına vararak.

Kısaca:  KASAS-77: Allah’ın sana verdiği mal, yüzünden âhiret yurdunu aramaya bak ve dünyâdaki nasîbini de unutma ve Allah sana nasıl ihsân ettiyse sen de ihsân et ve yeryüzünde bozgunculuk etmeye kalkışma; şüphe yok ki Allah, bozguncuları sevmez.

 

2 thoughts on ““Altın alırım “ dolar satarım”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website