Atın ayağına neden “köstek bağlanır ki”

Yazan: Fahri Sarrafoğlu Anadolu’nun her tarafı kendini gizleyen Allah dostları ile doludur. Kimse onları bilmez, onları gören kendi halinde, işinde gücünde sanırlar. Gerçekten te öyle işinde, gücündedirler ama işleri, güçleri aslında gönüllere ulaşmaktır. O Allah dostlarının amacı bir taraftan ticaretle uğraşırken, bir taraftan hangi meslektense o mesleğini icra ederken ki kimi ayakkabı tamircisi, kimi yorgancı, … Devamını oku… Atın ayağına neden “köstek bağlanır ki”

İstanbul-Ankara arası kaç saattir?

Yazan: Fahri Sarrafoğlu Tarık, yarıyıl tatili başlayınca İstanbul’dan Ankara’ya arkadaşlarını görmeye gitmeye karar vermişti. Üniversite de dersleri gayet güzel gitmiş, finaller de bitince biraz dinlenmek istemişti. İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’ndan bilet alarak otobüse bindi. Gerçi bilet alırken uyarmışlardı kendisini, mevsim kış olduğu için yollar karlı ve İstanbul-Ankara arası beklenenden uzun sürebilir, hatta yolda kalma … Devamını oku… İstanbul-Ankara arası kaç saattir?

Bir türlü gelmeyen misafir

Yazan: Fahri Sarrafoğlu Genç evliler, evleneni bir ay olmuştu, artık balayı bitmiş, karı-koca iş başı yapmışlar her biri ayrı ayrı çalışıyorlardı.  Evin beyi akşam olmuş, işten dönmüş, şöyle rahat bir şekilde salondaki koltuğa uzanmış, biraz dinlemek istemişti. Ama o da ne, tam koltuğa oturmuştuk ki evin hanımı hemen bağırdı, hayır Tarık, oraya oturamazsın, Tarık birden … Devamını oku… Bir türlü gelmeyen misafir

Özledim mi, garipsedim mi?

Yazan: Fahri Sarrafoğlu Abdülkadir Geylani Hazretleri, devamlı yanında bulunan, her sohbetini dinleyen bir müridini başka bir yere görevli olarak gönderdi ve kendisi çağırana kadar da orada kalmasını istedi. Bu genç mürit Gavzul Azam Abdülkadir Geylani Hazretlerinin emrini yerine getirerek yaklaşık bir ay mesafede olan bir medresede hocasından öğrendiklerini aktarmak için görevlendirilmişti. Gel gelelim bu genç … Devamını oku… Özledim mi, garipsedim mi?

Bedenimizin çöpünü boşaltıyoruz ya zihnimizi?

Yazan: Fahri Sarrafoğlu Belki duymuşsunuzdur İstanbul’da Laleli Semtinde Laleli Camii vardır. Aslında bu camiyi yaptıran Padişah III. Mustafa’dır. Fakat halk arasında Laleli Camii diye bilinmesinin ilginç bir hikâyesi vardır. Kısaca şöyle anlatayım. Mustafa Han, bu camiyi yaptırırken çevrede “Laleli Baba” namında evliya bir zatın yaşadığını öğrendi ve sohbetinden istifade etmek istedi. Laleli Baba’ya Padişahın kendisini … Devamını oku… Bedenimizin çöpünü boşaltıyoruz ya zihnimizi?

“Altın alırım “ dolar satarım”

Yazan: Fahri Sarrafoğlu Kapalıçarşı’ya girdiğiniz zaman Çuhacı Han Kapısı’na doğru, bir gürültü duyarsanız.  Şöyle bağırırlar, dolar alırım, altın alırım, altın satarım, dolarla değişirim… Evet, sabah 10’dan başlar akşam 5’e kadar bu kalabalık bazen artar, bazen azalır. Ama sesler hep devam eder. Dolar alırım, altın satarım, dolar satarım, altın alırım… Kapalıçarşı’nın ayaklı borsası yıllardır aynı yerinde … Devamını oku… “Altın alırım “ dolar satarım”

Mozaik ustasının mahareti

Yazan: Fahri Sarrafoğlu Yılların mozaik ustasıydı, Haşim Usta, sanatı ile ustalığı ile boy ölçüşecek olan neredeyse yoktu. Bu arada boş durmamış kendisi gibi mozaik ustası da yetiştirmişti. Sanatını ve ustalığını kıskanmadı yeter ki Onun yanına gelen samimi olsun yeter ki sanata ve ustalığa vefasızlık yapmasın herkesi yetiştirirdi. Zaten O’da gözünün tutmadığını yetiştirmek için yanına almazdı. … Devamını oku… Mozaik ustasının mahareti

Birinci önceliğimiz nedir?

Yazan: Fahri Sarrafoğlu  Ahmet Amca konuşkan ve bir o  kadar da şakacıydı. Kendisi sabah erken çıkar, gençlerin olduğu parklara, halı sahalara özellikle gider onları saatlerce izlerdi. Onu tanıdıkları için kendisine takılırlar, hatta birçokları gelir onunla istişare ederdi. Ahmet Amcamız her zamanki gibi yine takım elbisesini giymiş, kravatını takmış ve yaşlı olmasına rağmen baston kullanmadan dik … Devamını oku… Birinci önceliğimiz nedir?

“TEŞEKKÜR ETMEK”  BU KADAR ZOR MU?

 Yazan: Fahri Sarrafoğlu Hikayemiz, çok eski zamanlarda, bilinmeyen bir ülkede bilinmeyen bir dönemde geçiyor. İşte hikaye bu ya, o ülkede  Padişah ilan etmiş, halkın ne ihtiyacı varsa, gelsin saraya karşılanacak diye. Bunu duyan herkes Saraya akın etmiş. Halk uzun kuyruk  oluşturmuş. Kimisi yiyecek istiyor, un, yağ, peynir veriliyor. Kimisi para istiyor, kimisi eşya istiyor, kimisi … Devamını oku… “TEŞEKKÜR ETMEK”  BU KADAR ZOR MU?

“Hey garson menüye bakabilir miyim? “

Yazan: Fahri Sarrafoğlu Şehrin en lüks, en marka olmuş en bilinen lokantasına giden kalabalık bir grup oldukça sevinçliydiler. Öyle ya buraya girebilmek için günlerce beklemişler, araya hatta aracı da koymuşlar ve nihayet kendilerine anca sıra gelmişti.  Evet, bay-bayan grup şehrin en ünlü lokantasına girdiklerinde adeta çığlık attılar. İnanamıyorlardı,  aman Allahım o meşhur lokanta burası mıydı? … Devamını oku… “Hey garson menüye bakabilir miyim? “

Haydiii “bahaneciiii geldi hanııım, bahaneciiiii

Yazan: Fahri Sarrafoğlu Zaman bilinmeyen zaman, mekân bilinmeyen bir zaman ve bir varmış bir yokmuş.  Ama olan bir şey varsa o da, o bilinmeyen belde de, hanımlar, beyler, çocuklar, işçiler, ustalar, öğrenciler,  patronların kısacası herkesin gözü i yoldaymış. Neden olmasın, kaç saattir  sokaktan bahaneci geçmiyormuş.  Öyle ya bahaneci olmasa bunca mazereti nereden bulacaklarmış, kendi suçlarının … Devamını oku… Haydiii “bahaneciiii geldi hanııım, bahaneciiiii