MİÇOLUKTAN PATRONLUĞA

İthal ütüye hayır dedi ve imal etti! Örnek bir başarı hikayesi. Mustafa Alkan eğer “ısrar etmeseydi” şimdi ihracatçı değil gemici olacaktı.. İlkokulu köyünde tamamlayan Mustafa Alkan Bey, ortaokula devam etmek ister ama bunun için 8 kilometre ötedeki ilçeye yürümesi gerekmektedir. Bir arkadaşıyla beraber her gün bu yolculuğu göze alarak okula devam eder. Ancak aralık ayı … Devamını oku

YAYINCI UYARDI!

Zorunlu okuma saatleri zararlı!
Erdem Yayınevi Yayın Yönetmeni Dr. Melike Günyüz ile konuştuk..

Fotoğrafa yukarıdan bakabilmek önemli

Kitap rafına uzanan çocuğunuzun eline vurmayın lütfen! Belki 30 yıldır sadece çocuklar için yayın yapan bir yayınevi Erdem yayınları. `Kitapları çocukların erişebileceği yerde muhafaza edin.` parolasıyla kendini bilen bir nesil yetiştirmeyi hedefleyen yayınevinin Yayın Yönetmeni Dr. Melike Günyüz’le hem bir iş kadını olarak, hem bir anne olarak ve hem de yayıncı olarak kısa bir söyleşi yaptık… Sizleri sohbetimizle baş başa bırakıyoruz…

Devamını oku

ÜNSAL ÜNLÜ’YE SORDUK!

 

Şairlik bir meslek mi?
Okur Kitaplığı’ndan ‘Savaşlar Kararında’ isimli şiir kitabı yayınlanan Ünsal Ünlü ile şiir ve şairlerin halleri üzerine bir söyleşi…
Sizce Osmanlı’dan günümüze ne değişti? Yani şairler korunup kollanırken, sanatçı gözüyle bakılırken günümüzde şairlik bir meslek değil hobi olarak görünüyor. Neden?

17003

Kısmen de olsa Osmanlı’da şairliğin müesses bir karşılığı vardı, diyebiliriz. Yani, şair devlet otoritesi tarafından kısmen teşvik ediliyordu. Şairlerin zaman zaman padişahlar için kasideler yazması ve bunun karşılığında ödüllendiriliyor olmaları, Osmanlı padişahlarının birçoğunun şiir üzerine eğitim almaları ve birçoğunun da şair olması ve hatta bazı padişahlarının divanlarının olması bu teşvik ve desteğin boyutlarını anlamak için yeterli bilgi veriyor bize. Ancak o dönemde de şairliğin tek başına bir meslek olarak telakki edilemeyeceği kanaatindeyim. Zaten şairlerin yazdıkları kasideler karşılığında her zaman ödüllendirilmediği; ödüllendirilse bile şairi geçindirebilecek kadar bir para olduğunu sanmıyorum. Zaman zaman ödül olarak verilenleri ise bugünkü şiir ödülleri ile kıyaslayabiliriz belki.

Devamını oku

GELİŞ Kİ TOPLUM GELİŞSİN

Kadının duruşu olmalı!
Hayrunnisa Avcı bir diş hekimi ve anne. Bunun dışında STK etkinliklerinde de önemli bir rol oynuyor. Tüm bunlara nasıl zaman ayırıyor?
Öncelikle çok kısa sizi tanıyabilir miyiz? Bildiğimiz kadarıyla diş hekimisiniz? Sektörde kaç yıldır hizmet veriyorsunuz?

Mesleğimi zevkle yapıyorum

1972 İstanbul doğumluyum. Tüm tahsil hayatım İstanbul’da geçti. 1994 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun olduktan sonra özel sektörde mesleğimi icra etmeye başladım. Bir süre özel bir poliklinikte ortaklık ve başhekimlik tecrübem oldu. 2000 yılından itibaren de kendime ait muayenehaneyi işletmeye başladım. Mesleğimi her türlü zorluğuna rağmen, severek ve keyifle yapıyorum.

Devamını oku

HAKKI ÖZDEMİR DEDİ

Fakir Baykurt toplumcu ise…
Hakkı Özdemir: ‘Şahsî beğeniyle eleştiri birbirine karıştırılıyor.’

Genç eleştirmenlerden Hakkı Özdemir ile Türkiye’de eleştiriyi ve eleştiri kültürünü konuştuk.

Sizi kısaca kendi dilinizden, kendi kaleminizden tanıyabilir miyiz?

Ben Hakkı Özdemir. 1973 Giresun doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve lise son sınıfı Giresun’da muhtelif okullarda, lisenin bir kısmını da Trabzon’da okudum. İlkokul dışında hiçbir okulu zamanında bitiremedim. Bazen bir, bazen iki yıl gecikmeli mezuniyetler oldu. İstikrarsız bir öğrenciydim. Ya sınıf tekrarı yapardım ya da belgeyle geçerdim. Lise yıllarında edebiyatı farkedip sevdim. Üniversite sınavına da bu maksatla girdim, edebiyat tahsil etmek için; yoksa kendimde liseyi bitirmek gayretini bulamazdım. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü 1997’de bitirdim. İstanbul’da bir devlet lisesinde edebiyat öğretmenliği yapıyorum.

 

Devamını oku

TURİSTE NE DEMİŞ?

Sanatına dünyayı sokmuyor!

Ressam Cemal Toy, yıllardır Küçük Ayasofya’nın avlusundan dünyaya dostluk mesajı gönderiyor.
Küçük Ayasofya Camii’ne gittiyseniz eğer, Küçük Ayasofya Külliyesi’nde uzun yıllar sessiz sedasız bir ressam çalışırdı. ‘Çalışırdı’ diyoruz çünkü külliyenin yenilenme sürecinde biraz ileride daha büyük bir atölyeye geçti. Toy, atölyesinde yine resimlerini yapıyor, yine öğrencileri var ve yine meraklı turistler… Cemal Toy, elinde fırça, tuvale bir şeyler çizer; etrafında meraklı bakışlarla onu izleyen turistlerden hiç etkilenmeden çizmesine devam eder. Bazen bir mevlevi çizer, bazen bir cami, bazen bir başka İstanbul silueti… Ama o hep çizer. Yıllardır Küçük Ayasofya’yı bırakmadan, her Cumartesi-Pazar gelir, adeta bir ibadet vecdi ile çizmeye devam eder. İşte biz de ressam Cemal Toy ile sizin için kısa bir röportaj yaptık.
Farklılıktaki güzelliği yakalamak gerekiyor

Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Yok olmakta olan kültürlerin izlerini süren bir sanatçıyım. İstanbul’daki cami, kilise, havra ve diğer tarihî mekânlar beni çok etkiliyor. Resimlerimde onlar yer alıyor. Bazen soyut öğeler içerisinde genelde tarihî vurgular öne çıkıyor. Bunu çok seviyorum. Farklılıklardaki güzelliği yakalamak gerekiyor.

Devamını oku

ÖNEMLİ BİR BELGESEL!

Kıbrıs’ta vakıflarımız vardı bizim!
‘Unutulan Vakıf Mirasımız Kıbrıs’ belgeselinin yönetmeni Halit Sarayoğlu ile konuştuk.
Kuzey Haber Ajansı büyük hizmete imza atarak unutulan vakıf geleneğini ortaya çıkarıyor. 20 Temmuz’da TRT’de gösterilecek belgeselde Kıbrıs’taki vakıf eserleri ile ilgili bilmediğimiz birçok şeyi öğreneceğiz. Biz de belgeselin yönetmeni Halit Sarayoğlu ile belgesel hakkında konuştuk.

Sayın Sarayoğlu, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, kısaca?

1958 yılında İstanbul-Fatih’te doğdum. Vefa Lisesi’ni bitirdikten sonra 1983 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü’nden mezun oldum. 30 yıla yakın süredir televizyon sektörü içinde kameraman, görüntü yönetmeni, orta düzey yönetici ve yönetmen olarak görev yapmaktayım. Evli ve iki çocuk babasıyım.

 

Devamını oku

Büyük kitap dostu, cömert işadamı Şevket Demirci

Yemek ve kitap ikram ederdi! Öyle bir işadamı ki kitaplarla yatıp kitaplarla kalkan… Okumayı ve okutmayı seven bir işadamı; aynı zamanda yemek yedirmeyi de seviyor. Büyük kitap dostu ve âşığı, “Ebuzziyafe” (Ziyafetin babası) unvanıyla da anılan hayırsever işadamı Şevket Demirci, vefatının birinci yıldönümü münasebetiyle ESKADER tarafından düzenlenen programla yâd edildi. Toplantı, 15 Temmuz Perşembe günü … Devamını oku

HEPSİNİN PEŞİNE DÜŞMELİ

Kıbrıs belgeseli bir başlangıç!
‘Unutulmuş Vakıf Mirasımız: Kıbrıs’ belgeselinin galası Çarşamba akşamı TRT Tepebaşı stüdyolarında yapıldı.
Kıbrıs’ta hem Türk hem de Rum kesiminde bulunan ve sahte tapularla el değiştirdiği belirtilen Osmanlı vakıf arazilerinin belgeseli çekildi.

Bu belgesel, Kıbrıs Türkü’nün haklı davasının duyurulması için bir başlangıç

Kuzey Haber Ajansı ve Yedirenk Film Yapım işbirliği ile hazırlanan ‘Unutulmuş Vakıf Mirasımız: Kıbrıs’ belgeselinin galası Çarşamba günü TRT’nin Tepebaşı Stüdyosu’nda gerçekleştirildi. Galaya KKTC Turizm ve Kültür Bakanı Kemal Dürüst, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin ve eski Adalet Bakanı Oltan Sungurlu ile çok sayıda davetli katıldı. Galada konuşan Yedirenk Film Yapım Yönetim Kurulu başkanı İsrafil Kuralay, Kıbrıs’ta Türk tarafının haklı davasını duyurması için bu belgeselin bir başlangıç olduğunu söyledi. KKTC Turizm ve Kültür Bakanı Kemal Dürüst de Kıbrıs’ın yüzyıllar boyu Türk hâkimiyetinde kaldığını hatırlatarak belgeselin önemine işaret etti.

Devamını oku

Geleceğin mucitleri nasıl yetişir?

Nobel adayı yetiştiren kurumlar destek bekliyor. Mucit Çocuk Derneği geleceğin mucitlerini yetiştiriyor. Bilim parklarının ne işe yaradığını ülkemizdeki çoğu kişi bilmiyor. Oysa gelişmiş ülkeler bilimin temellerini bu özel mekânlarda atıyor. Mucit Çocuk Derneği, hem yerel yönetimleri hem de vatandaşı bilim parklarıyla tanıştırmak istiyor. Dünyadaki 2.400 bilim parkının sadece 3’ü Türkiye’de Bugün dünyada yaklaşık 2 bin … Devamını oku

OSMANİYE’DEN DÜNYAYA

    Anahtarcıydı, mesnevihan oldu! Osmaniye’de esnaflık yapan ve şimdi birçok yabancı ülkeye iş için değil, Mesnevi’yi anlatması için çağırılan birisi o.. Mehmet Demir Osmaniye’de doğup ilk ve ortaöğrenimini Osmaniye’de tamamlayan ve hayatına “anahtarcı” esnafı olarak Osmaniye’de devam eden bir kardeşimiz. Mehmet Demir Osmaniye’de doğup ilk ve ortaöğrenimini Osmaniye’de tamamlayan ve hayatına “anahtarcı” esnafı olarak … Devamını oku

EYGİ ,GENÇLERE DİYOR Kİ :”Müptezel aşklardan uzak dur ! “

Müptezel aşklardan uzak dur!  Gazeteci yazar Mehmet Şevket Eygi ile uzun zamandır röportaj yapmak için uğraşıyorduk. Sonunda bize vakit ayırdı ve kısa ama özlü bir röportajı sitemizin takipçileri için yapmayı başardık. Mehmet Şevket Eygi’nin kısa öz geçmişi aşağıda var ama… ‘Eygi ile ilgili ilk aklımıza gelen nedir’ diye sorulduğunda benim aklıma Bugün gazetesi vasıtasıyla Müslümanları … Devamını oku

BURSLARI KARŞILIKSIZ

Bu okuldan yöneticiler yetişiyor!
Boğaziçi Yöneticiler Vakfı, Boğaziçili öğrencileri, iyi örnekler göstererek, geleceğe donanımlı bir şekilde hazırlama gayretinde…

Bir tarafta sınav sonrası tercih yapan adaylar, diğer tarafta da kendinden emin kazanacağı okul için ‘nereden burs bulurum’ diye düşünen üniversite öğrencileri var. Üniversiteye yeni Boğaziçi Yöneticiler Vakfıbaşlayacak çiçeği burnunda üniversite öğrencileri için Boğaziçi Yöneticiler Vakfı başkanı ile kısa bir sohbet yaptık. Her ne kadar üniversitelerin açılmasına daha çok varsa da biz okuyucularımıza yol göstermek için üniversite öğrencilerine dönük çalışmaları ile yakından bilinen Boğaziçi Yöneticiler Vakfı Mütevelli Heyeti başkanı Tuncay Dinç’ten bazı önemli mesajları sizlere şimdiden aktarmak istiyoruz.

Devamını oku

MEDYAYA ÇOK İŞ DÜŞÜYOR!

Bilim niye ‘ulaşılamaz’ olsun ki?
Bilim âşığı, İslam bilim müzesinin kurulması için gayret edenlerden Kemal Çiftçi ile sizler için Fahri Sarrafoğlu konuştu.

24 Haziran 2010 Perşembe 14:00

Bilimin Penceresinden ve Uzayda Hayat Var adlı kitapların sahibi Kemal Çiftçi Türkiye’de bilimin sevilmesi için uzun yıllar uğraş verenlerden… Hatta bu uğurda büyük çaba sarf edip ‘İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nin kurulması için yıllardır hem yazıları ile hem de fiilî olarak destek verenlerden birisi. (Bu arada müze Gülhane Parkı içerisinde, hâlâ görmediyseniz mutlaka görmenizde fayda var.) Kemal Çiftçi ile yaptığımız söyleşide ilginç bir ayrıntı var ki anlatamadan geçemeyeceğim. Çiftçi Türkiye’de ilme ve bilime önem verilmesi gerektiğini bakın şöyle anlatıyor: “Japonya yenilir. Sonuç olarak tüm eğitim kurumlarına da el konulur. Yani artık Japonya’da geleneksel eğitim yapılmayacaktır. Bunun üzerine Japon İmparatoru bir açıklama yapar ve der ki: ‘Tüm işçiler işe sabah 2 saat erken başlayacak ve akşam da 2 saat erken bitirecek. Ama bu 4 saatte geleneksel eğitimi fabrikalarda, çalıştıkları yerlerde öğrenecekler.’ İşte bu şekilde Japonya kendi geleneksel eğitimden ve bilimden taviz vermeyerek bugünkü Japonya oldu.”

Devamını oku